KIM LONGINOTTO ile “ROUGH ANTIES" ÜZERİNE
NEVİN SUNGUR / AMSTERDAM
21. Uluslararası Amsterdam Belgesel Film Festivali'ne katılan önemli isimlerden biri de İngiliz kadın yönetmen Kim Longinotto. Belgesellerinde daha çok kadın konularını işlemeyi tercih eden Longinotto, IDFA'ya da yine böyle bir filmle katılıyor. “Rough Aunties”, Güney Afrika'da çocuk tacizlerini önlemeye çalışan kadınların oluşturduğu Bobby Bear isimli derneğin çalışmalarını ve derneği oluşturan üyelerinin öykülerini anlatan bir film. Longinotto'nun filmleri Türkiye'de de, Filmmor Kadın Filmleri Festivali (“Sisters in Law”) ve İstanbul Modern Sinema'da düzenlenen “Indie-Fetish” başlıklı film programı (Dream Girls) kapsamında gösterilmişti.
Kim Longinotto ile son filmi “Rough Anties”, belgesel tutkusu ve yeni projelerini konuştuk.
Genelde filmlerinizde kadın konularına ağırlık veriyorsunuz. Bunun özel bir nedeni var mı? Yani kadınlar daha çok problem yaşadığını mı düşünüyorsunuz ya da onların hikayeleri daha mı ilginç sizce?
Kim Longinotto : Bence dünyada fark yaratanlar hep kadınlar. Erkeklerin işi ise hep problem çıkarmak. Tabii kadın derken Thatcher gibi iktidara geldikten sonra erkekleşen kadınlardan bahsetmiyorum, toplumun içinde yer alan kadınlar beni ilgimi çekiyor. Bu insanları sıradan kadınlar olarak tanımlayabiliriz ama hepsi son derece sıra dışı ve olağan üstü. Her yerdeler ama onların sesini duyamıyoruz. Televizyonda, gazetelerde, politikacıları, magazin dünyasının ünlü kadınlarını ya da bazı sporcuları tanıyoruz ama benim bahsettiğim kadınları bilmiyoruz. İnanılmaz işler başaran bu kahramanları tanımıyoruz. Benim de istediğim mümkün olduğu kadar bu insanların sesini duyurabilmek. Ayrıca ben her zaman kadınları tarafındayım.
“Rough Aunties” de de yine kadınların öyküsü var. Bu grup ile tanışmanız bir arkadaşınız sayesinde oldu. Sonra ilişki nasıl gelişti çünkü filmde çok sıcak bir ilişki kurulduğunu hissediyor insan. Sanki onların bir parçası olmuşsunuz. Bu ilişki nasıl kuruldu?
Kim Longinotto: Onlarla daha önce beraber film yaptığımız iki arkadaşım tarafından tanıştırıldım. Beni çok açık gönüllülükle karşıladılar ve aynı şekilde çok sıcak davrandılar. Söylediğiniz gibi benim ekibin bir parçası olduğumu hissettirdiler. Film üzerine çalışırken, hepsi teker teker arayıp neler olup bittiğini anlatıyor, beni gelişmelerden haberdar ediyorlardı. Ben Bobby Bear ekibinin geçici bir üyesiydim. İşin en keyifli tarafı da buydu. Bu filmi beraber yaptık ama film onların filmi aslında,.
Bobby Bear, beş kadının çalıştığı bir ekip ve tecavüze uğrayan çocuklarla çalışıyorlar. Filmde de var, son derece üzücü ve zor vakalarla uğraşıyorlar. Onlar çalışırken karşılaşacakları hikayelerin ne kadar ağır olabileceğine çoğu zaman hazırlıklı olabiliyorlar. Ama siz nasıl baş ettiniz duyduklarınızla, psikolojik olarak etkiledi mi sizi?
Kim Longinotto: Gerçekten zor zamanlar oldu. Prodüktörüm, Londra'dan arayıp çekimlerde ne kadar ilerleme kaydettiğimi soruyordu. Ona neler yaptığımızı anlatmak yerine hep “pek bir şey yapamadık” gibi geçiştirici cevaplar veriyordum. Sanırım hiçbir şey yapmadığımı düşünüyordu benim. Gerçekten anlatamıyordum ona olanları çünkü o kadar içindeydim ki her şeyin neredeyse film gibi bile bakamıyordum önümde olup bitenlere. Çok garip ve zor bir tecrübeydi benim için çünkü aynı zamanda benim de hikayem olmuştu. Çok yakınlaşmıştık ekiptekilerle. Sanırım filmde de bu var bu duygu. Çok kötü olayların hemen ardından şaka yapıp gülebiliyorduk, birbirimizi rahatlatıp destek oluyorduk. Sanırım bu işin ortaya çıkmasında bunun çok katkısı oldu.
Daha önce çektiğiniz “Sisters in Law” filminde de benzer bir yaklaşım vardı konuya. Orada da tacize uğrayan çocukların ve kadınların haklarını savunan bir grup hukuk savaşçısı kadınları anlatmıştınız ama orada öykü daha çok kurbanların üzerine kurulmuştu. Bu filmde ise farklı olarak bu çalışanların hayat öykülerine daha çok yer veriyorsunuz. Bunu sağlayan ne oldu? Onlarla kurduğunuz bu yakınlık mı?
Kim Longinotto : Bu filmde daha çok bu dernekte çalışan kadınalrın hayat hikayelerine girdim çünkü en başından beri işin böyle çıkacağını hissediyordum. Ayrıca çocukların durumuna ilişkin resmi sonuç alabilmek bazen iki üç sene sürüyordu yani çekim için çok uzun bir hikayeydi. Elimde ise müthiş bir kadın grubu vardı. Kadın savaşçılar diyorum onlara. Evet, çocuklar bu hikayenin önemli bir parçası ama esas merkezde bu cesur kadınların öyküleri var.
Bobby Bear kadınları ile beraber çalışmak size ne öğretti?
Kim Longinotto : Bana ümit verdi bu kadınlar. En zor zamanlarda bile bir umutlarını kaybetmeden mücadeleye devam ediyorlardı. Evet, Güney Afrika ülke olarak çok zor zamanlar geçirdi, Apartheid gibi korkunç bir dönem yaşandı bu ülkede ama bu kadınlar bu ülkenin yeni yüzleri, yeni insanları ve hepsi geleceğe dair çok büyük bir umut taşıyorlar.
Bu da çok güçlü bir duygu herhalde?
Kim Longinotto: Filmin çekiminden beri ilk defa burada bir araya geliyoruz Bobby Bear kadınalrı ile. Şimdi de ne zaman onlara baksam hala çok etkileniyorum, bana yaşama umudu veriyorlar. Dünyada böyle insanların olduğunu bilmek çok güzel.
Siz kendinizi aktivist olarak görüyor musunuz?
Kim Longinotto: Hayır, ben sadece film yapma şansına sahip biri olarak görüyorum. Sanırım gerçek aktivistler benim filmlerime konu olan insanlar. Ben işin kolay tarafını yapıyorum asıl zor olan onların yaptıkları. Ben sadece yaptığım filmlerle onların toplumda yaratmak istedikleri değişime katkıda bulunabilmeyi umut ediyorum.
Çekim yaparken öyle anlar yakalıyorsunuz ki sanki sizi bulunduğunuz ortamda görünmez yapan bir şey var. İnsanların siz orada elinizde kamera ile dururken bu kadar doğal davranmalarını nasıl başarıyorsunuz?
Kim Longinotto: İzleyicinin olanları benim gözümden görmesini istiyorum. Bu sanırım o insanlarla baştan itibaren kurduğum ilişkiye çok bağlı. Bazen kendiliğinden gelip benim konuşuyorlar ve bu çok güzel bir şey. Benim orada olduğumun farkındalar elbette ama beni onlardan biri olarak görüyor. Benim yanımda kendilerini rahat hissediyor. Bir de şu çok önemli tabii ki benim hikayelerini çektiğim insanların durumları ile daha önce dışarıdan yada medyadan hiç kimse ilgilenmemiş oluyor. Onlar da kamerayı görünce bu şansı değerlendirmek istiyorlar.
Siz filmlerinizi hep yönetiyor hem de çekimlerinizi de kendiniz yapıyorsunuz. Bunun da çok büyük yardımı oluyor herhalde?
Kim Longinotto: Evet, ufak ekiple çalışmak çok daha güzel. Bazen o kadar ufak mekanlarda çekim yapmak zorunda kalıyorum ki odada benden başkasına yer yok olmuyor. O anlarda çok işe yarıyor tabii ki, ayrıca içinde bulunduğuz ortamın doğallığını da bozmuyorsunuz.
Farklı ülkelerde, anlamadığınız farklı dillerde çalışıyorsunuz ama çok önemli dialogları yakalamayı başarabiliyorsunuz. Bu bir içgüdü mü yoksa tecrübeyle öğrenilen bir şey mi?
Kim Longinotto: Daha çok insanların ifadelerini takip ediyorum. Yüzlerdeki ifade ve vücut dilleri çok önemli. Kritik bir şey söylediklerinde bu hemen yansıyor.
Bundan sonra nasıl bir proje var sırada?
Kim Longinotto: Henüz karar vermedim ama sürekli bundan sonra ne yapağımı düşünüyorum. Festival sonuna kadar burada kalmam lazım, filmin ilk galası burada çünkü. Filmi yaparken çok emek harcıyorsunuz onu tanıtımına katkıda bulunmak, desteklemek çok önemli: Filmler bizim çocuklarımız gibi bir noktadan sonra kendi rotalarını çiziyorlar ve o yolculukta onlara yardımcı olmak gerekiyor.
Rough Aunties : Güney Afrika, 2008, HD, 105 dakika
Rough Aunties, Güney Afrika'nın Durban şehrinde yaşayan bir grup kadının, Bobby Bear ekibinden Thuli, Mildred, Sdudla, Eureka ve Jackie'nin tecavüze ya da cinsel tacize uğrayana çocukları korumak için verdikleri olağanüstü mücadeleyi anlatıyor.