Sözlü Tarih Açısından Yararlı Bir Buluşma
Muğla enteresan bir kent arkadaşlar...
Geçmişi bugüne taşımak anlamında, sivil kültür dinamikleri oldukça güçlü görünüyor.
Bir süredir, Muğla Üniversitesi-Meslek Yüksek okulunda öğretim görevlisi olmamdan dolayı haftada bir Muğla'dayım. Bu süreç içinde ve bizim etkinlik sırasında da gözlemlediğim kadarıyla, çeşitli alanlardaki uzmanlar kendi alanlarının çalışmalarını geçmişe yaslandırmak gibi bir alışkanlık geliştirmişler. Memleketteki birçok kente oranla, diğer insanlarda da, herhangi bir mesleki bağı olmamasına rağmen yaşadıkları kente dair merak ve anlama çabası oldukça yaygın bir davranış kalıbı. Muğlalılar genel olarak, kadın hareketinden, kentsel dönüşüm projelerine kadar çok çeşitli alanlardaki çalışmalara etkin bir katılım gösteriyorlar. Geçmişin yaşam biçimini aktarmak, önemsedikleri bir tür sorumluluk gibi görünüyor. Hele aralarından bazıları etrafındaki yaşlılardan bilgi toplamayı; kendi aile geçmişlerini, yaşam alışkanlıklarını araştırmayı adeta görev edinmiş, toparladıklarını insanlarla paylaşmanın yollarını oluşturmaya çalışıyor.
Burada, belki de üniversitenin ve özellikle üniversite öğretim üyelerinin kentle, kentlilerle geliştirdiği ilişkileniş biçimi oldukça önemli bir unsur olarak karşımıza çıkıyor. Özellikle sosyoloji, halkbilim, tarih bölümleri kenti araştırmak ve kentlileri araştırmaya teşvik etmek gibi önemli bir misyon üstlenmişler adeta. Belediye'nin Muğlalıların bu eğilimlerini besler nitelikteki çalışmaları da yabana atılır gibi durmuyor. Tarihi binaların restorasyonu vs. gibi işleri atlayarak belirteyim, tarih-kültür üzerine birçok etkinlik düzenledikleri gibi “Muğla Kent Tarihi” isimli bir yayın çalışmasını da başlatmışlar.
Bizim etkinliğimiz de bildiğiniz gibi, Belediye-Muğla Üniversitesi, BSB ve Samos Kültür Vakfı buluşması şeklinde oldu.
Sözlü tarih anlamında çok yararlı bir çalışma örneği yaşandı.
Akademisyenler bir yana, beni en çok etkileyen sunuş Hayriye Özsoy isimli bir Muğlalının kendi aile tarihi çerçevesinde yaptığı çalışma oldu. Aile araştırmalarında en ciddi sorunlardan biri olan bir aile miti yaratma problematiği burada da vardı. Ancak, Hayriye Hanım'ın inanılmaz detaylar silsilesini masalsı bir uslupla birleştirip aktarması gerçekten bir ders gibiydi. Ortaya, adeta söze dökülmüş bir film gibi, giysilerin detaylarından yeme alışkanlıklarına, enteresan Muğla karakterlerinden kullanılan nesnelerin anlamına kadar Yerkesik bölgesinin yaşam biçimi çıktı. Umarım yapılan kayıtlar kısa zamanda çözülür de Hayriye Hanım bunca detayı nasıl toparlayıp aktarabildi tanık olamayanlar da okuyabilir.
Benim kısa konuşmam bir tür çağrı ve bir öneri üzerineydi. O da şu, evlerimizdeki geçmiş dönem fotograflarının, belgelerin, nesnelerin farklı bir gözle tekrar ortaya çıkarılması ve dönemsel ipuçları yakalamak için yeni bir okumasının yapılması; aile araştırmaları sürerken bu sürecin de kayda geçmesi. Bunu biraz kendi öznel aile deneyimimden çıkarak aktarmaya çalıştım. Sosyoloji bölümünden arkadaşlarla bu çalışmanın ilk adımlarını atıyoruz.
Ersan'ın konuşması kentsel mekan okuması ve sözlü tarih ilişkisi üzerineydi. Özellikle, geçmişin izleri diye baktığımızda, mekan algılamasındaki romantik yaklaşımlar meselesi epeyce tartışıldı.
VTR Ekibinin hazırladığı, belgesel süreci içindeki sözlü tarih uygulama metodolojisi sosyologlar açısından bile farklı bir ders niteliğindeydi.
Yatağan Santralinin özelleştirme sürecine dair yapılmakta olan sözlü tarih çalışmasının sunuşu da ilginç çalışmalardan biriydi.
Diğer anlatılar, çokça Muğla'nın tarih ve etnolojisine dair oldu.. Bir de mübadele tarihi konusunda Elçin Macar'ın sunuşu önemli bir çalışmaydı.
Son olarak, etkinlik sınav dönemine denk geldiği için öğrenciler açısından katılımın biraz zayıf olduğunu eklemek gerek sanırım..
Şehbal Şenyurt
|