|
|
|
|
| English
 
 
 
 

ARNA'NIN ÇOCUKLARI / AL GÖZÜM SEYREYLE

 
  İZLENİMLER  


Bir film izledim, film bittiğinde asistanım Sevgim 'in her şeye meraklı oğlu Uğurcan ''Bu anlatılanlar gerçek mi?'' diye sordu. İzlediğimiz film Filistin üstüne yapılmış bir belgeseldi.. ama öylesine hazin, öylesine trajik olaylarla doluydu ki, Uğurcan inanamamış, filmi kurmaca sanmıştı.

Ona ''Evet " dedik, ''bütün bunlar gerçek''. Biraz ötede belgeseli tutku haline getirmiş Ümit Kıvanç 'a rastladım. Ona, ''Tokat yemiş gibiyim'' dedim; o, ''Tokattan daha beter bir şey bu'' dedi. ''Tokattan daha beter...''

Bir süre kendime gelemedim, uzun zamandır böylesine sarsılmamıştım, aynı duyguyu bir yerlerde yaşadığımı anımsadım. Saraybosna'da, binlerce mezar taşının üstünde gencecik insanların fotoğraflarını gördüğümde böyle donup kalmıştım...

Filmin adı ''Arna'nın Çocukları'' ydı. Arna çılgın, anarşist, mücadeleci,inatçı neşeli, enerjisiyle gencinden yaşlısına herkesi ele geçiren, herkese umut veren bir kadın. Biraz hayır biraz değil.. epeyce bizim canımız Türkan Saylan 'a benziyor. I968'de üniversite öğrencisiymiş, yani ben yaşlarda. Yahudi ve Komünist Parti üyesi, Tel Aviv'de yaşıyor. Ama o kendini İsrail kuşatması altında yaşayan Filistinlilere adamış. Jenin mülteci kampında yaşayanlar önce onu yadırgamışlar, hatta İsrail casusu sanmışlar.. ama çok geçmeden onun gerçek bir dost olduğunu görmüşler, en çok da çocukların dostu.

Belgeseli Arna'nın oğlu yaklaşık sekiz yıllık bir zaman diliminde çekmiş. Film kampın ortasındaki çocuk merkezinde tiyatro yapmaya çalışan, resim yapan Filistinli yedi sekiz çocuğun gündelik yaşamlarını anlatarak başlıyor. Çocuk merkezini Arna kendisine verilen alternatif Nobel Barış Ödülü'nden gelen 50.000 dolarla kurmuş. Derdi gücü, hayatları İsrail tanklarına taş atmakla geçen çocuklara birazcık mutluluk sunmak, onları yaşamın farklı yanlarıyla tanıştırmak.

Çocuklar o merkezde ölesiye mutlular.. evi birkaç gün İsrail topçu ateşiyle yıkılan 11 yaşındaki Yaser , eline ilk kez fırça aldığında yıkılan evinin resmini yapıyor; bir başkası, okulda çocukların ellerine sopayla vuran İngilizce hocasının taklidini öylesine güzel yapıyor ki, sahnelenecek oyunda başrolü kapıveriyor...

Sahneye muhteşem bir oyun koyuyorlar, mutlular, mutlular ve Arna onlar için anneden öte bir anne...

Bu arada çocuklar büyüyor, Arna kanser, ama çocuklarının son isteğini yerine getiriyor.. oğluna yaslanarak hastaneden çıkıp Jenin'e gidiyor, çocuklarına....

Aradan altı koca yıl geçiyor ve bir sabah İsrail tankları Jenin kampını yerle bir ediyor. İnsanlar başka yerlere göçmek zorunda kalıyorlar.. ama Jenin'i terk etmeyenler de var. Bunlardan üçü artık kocaman delikanlılar olan Arna'nın çocukları. Onlar artık tiyatrocu, ressam değil.. onlar artık asker, onlar artık çatışmanın çocukları.

Ve Jenin'de artık çocuk merkezi yok, bir enkaz yığını var... Arada bir iki dekor parçası göze çarpıyor.

Arna'nın oğlu altı yıl sonra Jenin'e yeniden geliyor ve dehşet içinde tiyatro grubunun en yetenekli çocuğunun silahlı çatışmada öldüğünü öğreniyor. Ardından. eline fırçayı ilk aldığında yıkılan evinin resmini yapan Yaser'in canlı bomba olduğunu öğreniyor.

Kardeşiyle birlikte Tev Aviv'in kalabalık bir meydanında insanlara ateş ediyor, dört kişi ölüyor. Arna'nın oğlu şaşırıyor.. ''Yaser nasıl böyle oldu'' diye sorular soruyor. Arkadaşları anlatıyor, Yaser bir süre önce İsrail'in bombaladığı bir eve giriyor ve küçük bir kızın başı arkaya düşmüş öylece durduğunu görüyor, kızı kucaklayıp hastaneye doğru koşarken kız Yaser'in kollarında ölüyor. Yaser'in annesi, ''O andan sonra artık benim oğlum gibi değildi'' diyor, ''hep o küçük kızdan söz eden bir robot gibiydi...''

Arna'nın oğlu hem çatışmaların filmini çekiyor hem annesinin sevgili çocuklarının hayat hikâyelerini. Henüz ölmeyen biri var.. lider, bubi tuzaklarını en iyi kuran kişi, tiyatroda gösterdiği performans sayesinde oyunda kral olan, kraliçeye taç giydiren Ahmet ...

Annesi onun için ''O teslim olmaz'' diyor. ''O ölür.'' Gerçekten de Arna'nın oğlunun Jenin'e gelmesinden bir ay sonra Ahmet bir İsrail kurşunuyla vuruluyor. Ve film, kamptaki yeni çocukların, yani bir süre sonra ya canlı bomba olacak ya da çatışmada öleceklerin toplu halde söyledikleri bir özgürlük şarkısıyla bitiyor.

Filmi anlatamadım, o yüzleri, o mutluluk ve ölüm anlarını görmeniz gerek. Ben bu filmi Belgesel Sinemacıların ve Kadıköy Belediyesi Gençlik Merkezi'nin ortak düzenledikleri Filistin'le ilgili yedi belgeselin gösterildiği bir gecede izledim. Filmler sabah gün batımında bitti.

Bu gece ve bu filmler için emeği geçen herkesi kutlamak isterim. Ve bir önerim var, lütfen hep birlikte bu filmlerin, belgesel yayımlayan bir TV kanalında gösterilmesini sağlayalım. Arada tokatlanmak iyidir. Bunu yapalım.

Cumhuriyet 22.08.2006
Işıl Özgentürk

İZLENİM
Savaşa Karşı Belgesel Sinema Günleri

BSB ile İzmir-Konak Belediyesinin ortaklaşa düzenledikleri Tahsin'in açılış konuşması ile başlayan 5 günlük maratonu başarıyla tamamladık.

Tahsin İşbilen'in izlenimleri


Uyumuyorum!
Ortadoğu için ayaktayım!

“Biz belgeselciler, bölgemizde akıtılan kanın acısıyla Filistinli, Iraklı, Lübnanlılar'ın ve onları anlatan dünya belgeselcilerinin filmlerini tekrar tekrar kamuoyuna göstererek…
Enis Rıza

Uyumuyorum!
Bölgemiz için ayaktayım!


Biz belgeselciler...
İsrail'e akademik ve kültürel boykot'a katılıyoruz...
Belgesel Sinemacılar Birliği

 

|
|
|
|
|
|
|
| | | English

Copyright © 2005 Belgesel Sinemacılar Birliği. Tüm hakları saklıdır. info@bsb-adf.org www.bsb-adf.org